Depresyon Belirtileri Nelerdir? Ne Zaman Psikiyatriste Başvurmalı?
Depresyon dediğimizde çoğu kişinin aklına ağlamak, yataktan kalkamamak gelir. Bunlar olabilir ama her zaman böyle görünmez.
Devamını OkuHayatın her alanında “ya kötü bir şey olursa?” düşüncesiyle yaşamak, zihnin sürekli bir tehlike arayışı içinde olması anlamına gelir. Günlük olaylar karşısında aşırı endişe duymak, kontrol edilemeyen düşüncelerle birlikte sürekli bir gerginlik hissi yaratır. Bu durum geçici bir stres değil, süreklilik kazandığında Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olarak adlandırılır. Kadıköy Suadiye Psikiyatri Kliniği’nde hizmet veren Uzm. Dr. Turan Çetin, yaygın anksiyeteyi yalnızca bir “kaygı hali” değil, kişinin yaşamla kurduğu ilişki biçiminin bir sonucu olarak değerlendirir. Bu bozuklukta kişi, tehlike geçtikten sonra bile kaygı duymaya devam eder; zihin “rahatlama” halini unutur. Sonuç olarak kişi, bedensel olarak gergin, zihinsel olarak sürekli tetikte yaşar.
Yaygın anksiyete bozukluğu genellikle yavaş ve fark edilmeden başlar. Kişi başta yalnızca “biraz fazla düşünüyorum” der; ancak zamanla bu düşünceler sürekli bir kaygı döngüsüne dönüşür.
Kişi çoğu zaman bu düşüncelerin abartılı olduğunun farkındadır, ancak susturamaz. Bu nedenle sürekli tetikte kalmak, hem bedeni hem de zihni tüketir.
Yaygın anksiyete bozukluğunda kaygı belirli bir nesneye veya olaya bağlı değildir. Kişi aynı anda birçok konuda endişe duyar:
Kaygı bir konudan diğerine geçer; kişi hiçbirinde kesin bir çözüm bulamaz. Bu yüzden rahatlama hali hiç gerçekleşmez.
Yaygın anksiyete yalnızca zihinsel bir durum değildir; beden de bu sürekli alarm haline eşlik eder. Fizyolojik belirtiler, kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkiler:
Bu belirtiler kişinin hem fiziksel dayanıklılığını hem de günlük performansını azaltır.
Uzm. Dr. Turan Çetin’e göre yaygın anksiyete bozukluğu, yalnızca “endişe etme alışkanlığı” değil; çoğu zaman bastırılmış duyguların, çözülmemiş çatışmaların ve kontrol ihtiyacının dışavurumudur.
Bu kişiler genellikle “her şey yolunda olmalı” inancıyla yaşar; kontrol duygusunu kaybettiklerinde zihin alarm verir.
Yaygın anksiyetede beyin, sürekli olarak “hazırlıklı olma” halindedir. Zihin her olasılığı kötüye gidecekmiş gibi değerlendirir. Ancak hiçbir şey gerçekten yaşanmadığı için rahatlama da mümkün olmaz. Bu da kişinin yaşam enerjisini tüketir, bedensel ve duygusal olarak tükenmişlik hissi yaratır.
Yaygın anksiyete bozukluğunun tedavisi, kişiye özgü ve bütüncül bir yaklaşımla yürütülür. Tedavi süreci yalnızca kaygı semptomlarını değil, kişinin yaşam öyküsünü, stres kaynaklarını ve baş etme biçimlerini de kapsar.
Yaygın anksiyete tedavi edilmediğinde kronikleşebilir.Zamanla depresyon, panik bozukluk veya psikosomatik rahatsızlıklarla birlikte görülebilir.Ancak doğru terapiyle tamamen kontrol altına alınabilir.En önemli adım, bu durumu “kişilik özelliği” değil, tedavi edilebilir bir ruhsal durum olarak görmektir.
Sürekli bir gerginlik, sebepsiz korkular veya bitmeyen endişeler yaşıyorsanız;bu durum kaderiniz değildir.Uzm. Dr. Turan Çetin, Kadıköy Suadiye Psikiyatri Kliniği’ndegüvenli, bilimsel ve kişiye özel bir tedavi süreci sunar.Amaç kaygıyı tamamen yok etmek değil;onunla sağlıklı bir denge kurmayı öğretmektir.
Çünkü huzur, kontrolü artırmakla değil,
kontrol etme ihtiyacını bırakmakla başlar.
Uzman psikiyatri ekibimiz en geç 24 saat içinde sizinle iletişime geçer.
Depresyon dediğimizde çoğu kişinin aklına ağlamak, yataktan kalkamamak gelir. Bunlar olabilir ama her zaman böyle görünmez.
Devamını Oku
Sabah kalkamamak, modern hayatın en sık şikâyetlerinden biri. Bazen uyku borcu, bazen yoğun tempo, bazen de ekran maruziyeti nedeniyle olur.
Devamını Oku
Hayır. Depresyon kalıcı olmak zorunda değildir. Ancak tedavi edilmezse uzayabilir ve tekrarlayabilir.
Devamını Oku