Depresyon Belirtileri Nelerdir? Ne Zaman Psikiyatriste Başvurmalı?
Depresyon dediğimizde çoğu kişinin aklına ağlamak, yataktan kalkamamak gelir. Bunlar olabilir ama her zaman böyle görünmez.
Devamını OkuToplum içinde konuşurken kalp atışlarınız hızlanıyor, yüzünüz kızarıyor, elleriniz titriyor ve söylediklerinizin yargılanacağından korkuyorsanız; bu yalnızca “utangaçlık” değildir.Bu belirtiler, kişinin sosyal ortamlarda yoğun korku ve kaygı hissettiği sosyal anksiyete bozukluğunun (sosyal fobi) göstergesi olabilir.Bu bozukluk, bireyin ilişkilerini, iş yaşamını ve genel yaşam kalitesini derinden etkiler.
Kadıköy Suadiye Psikiyatri Kliniği’nde hizmet veren Uzm. Dr. Turan Çetin, sosyal anksiyeteyi yalnızca “çekingenlik” olarak değil; kişinin benlik algısı, özgüveni ve geçmiş yaşantılarıyla bağlantılı bir süreç olarak değerlendirir. Çünkü sosyal anksiyete, sadece kalabalık önünde yaşanan gerginlik değil; görülmekten ve yargılanmaktan duyulan derin bir korkudur.
Sosyal anksiyete genellikle ergenlik döneminde başlar. Kişi, arkadaşlarıyla konuşurken, sınıfta söz alırken veya topluluk önünde konuşmak zorunda kaldığında yoğun kaygı yaşar.
Bu kaygı, zamanla:
Sosyal anksiyetesi olan birey, bir toplulukta yanlış bir şey söylemekten, gülünç duruma düşmekten veya eleştirileceğinden korkar. Bu korku o kadar yoğun hale gelir ki, kişi sosyal ortamlardan tamamen uzaklaşmayı tercih eder.
Sosyal anksiyetenin merkezinde “başkalarının gözünde olumsuz görünme korkusu” bulunur.
Kişi zihninde sürekli şu düşünceler döner:
Bu düşünceler, bedensel belirtileri tetikler; kalp çarpıntısı, nefes darlığı, terleme, ağız kuruluğu, titreme gibi semptomlar ortaya çıkar. Kişi bu belirtileri fark ettikçe, kaygı daha da artar ve bir kısır döngü oluşur.
Sosyal anksiyete bozukluğu yalnızca topluluk önünde konuşmakla sınırlı değildir. Aşağıdaki durumlarda da yoğun kaygı yaşanabilir:
Kimi bireylerde sosyal anksiyete yalnızca belirli durumlarda (örneğin performans gösterirken), kimilerinde ise neredeyse her sosyal ortamda ortaya çıkabilir.
Uzm. Dr. Turan Çetin’e göre, sosyal anksiyete bozukluğunun kökeninde çoğu zaman erken dönem yaşantılar vardır.
Çocuklukta:
Sürekli “doğru davranması” beklenen çocuk, küçük hatalarında bile yargılanırsa, değersizleşmekten korkan bir benlik geliştirir.
Bu öğrenilmiş korku, yetişkinlikte sosyal anksiyeteye dönüşebilir.
Sosyal anksiyetesi olan birey, kendisini genellikle yetersiz, küçük veya başarısız görür. Başkalarının onu nasıl gördüğünü abartılı biçimde olumsuz tahmin eder. Bu durum, kişinin kendi zihninde gerçekçi olmayan bir korku atmosferi yaratır. Zamanla birey, kendi iç dünyasında yaşayan eleştirmeni dış dünyaya yansıtarak sosyal ilişkilerden geri çekilir.
Tedavi edilmediğinde sosyal anksiyete:
Birçok kişi bu durumu “kişilik özelliği” sanarak profesyonel yardım almadan yıllarca yaşar. Oysa sosyal anksiyete, tedavi edilebilir bir bozukluktur ve kişi yeniden güvenle iletişim kurmayı öğrenebilir.
Uzm. Dr. Turan Çetin, sosyal anksiyete tedavisinde kişiyi bir “semptom” olarak değil, bir bütün olarak değerlendirir. Tedavi süreci, kişinin iç dünyasını, düşünce kalıplarını ve geçmiş deneyimlerini anlamaya odaklanır.
Bu yaklaşım, sosyal anksiyete tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir.
Terapide yalnızca kaygı değil, öz güven ve öz değer de yeniden inşa edilir. Sosyal anksiyete; utanç, reddedilme korkusu ve onaylanma ihtiyacının birleşimidir. Bu duygular fark edilip dönüştürüldüğünde, kişi artık sosyal ortamları bir tehdit değil, ilişki kurma fırsatı olarak görmeye başlar.
Kadıköy Suadiye Psikiyatri Kliniği, kişinin kendini özgürce ifade edebileceği, yargısız ve destekleyici bir alan sunar. Amaç, kişinin kendisini başkalarının gözüyle değil, kendi içsel değerleriyle değerlendirebilmesini sağlamaktır.
Sosyal ortamlarda sürekli gerginlik hissediyor, kalabalıkta konuşmaktan veya göz temasından kaçınıyorsanız, bu yalnızca utangaçlık değil, tedavi edilebilir bir anksiyete bozukluğudur. Profesyonel destekle bu döngüyü kırmak mümkündür. Uzm. Dr. Turan Çetin ve ekibi, sosyal anksiyete yaşayan bireylere güvenli bir alan sunarak;
Gerçek özgürlük, başkalarının gözünde değil, kendini olduğu gibi kabul etmekte başlar.
Uzman psikiyatri ekibimiz en geç 24 saat içinde sizinle iletişime geçer.
Depresyon dediğimizde çoğu kişinin aklına ağlamak, yataktan kalkamamak gelir. Bunlar olabilir ama her zaman böyle görünmez.
Devamını Oku
Sabah kalkamamak, modern hayatın en sık şikâyetlerinden biri. Bazen uyku borcu, bazen yoğun tempo, bazen de ekran maruziyeti nedeniyle olur.
Devamını Oku
Hayır. Depresyon kalıcı olmak zorunda değildir. Ancak tedavi edilmezse uzayabilir ve tekrarlayabilir.
Devamını Oku